12.1.14

Kırmızı Koltuklu Teyze

Babam, ona ördüğüm atkıyı hiç takmadı. Sanırım beğenmedi.
Şimdi ısınır su; akar yavaş yavaş borulardan.
Yıldızların arasında yaptığım son gezintiden aklımda kalan bir şeyler var. Unutmadan yazmam gerek. Unuturum çünkü.
Güldü güzel güzel bana. Suphi Bey de gördü güldüğünü hatta, değil mi Suphi Bey? Biraz işi varmış. Sonra gelecek. Gelir illa ki.
Canımı sıkıyor bu toz bulutu. Vallahi anlatacaktım sana ama vakit bulamadım. Başlıyorum:
Yürüyordum işte. Yürürüm ben çünkü kafama estikçe. Buradan bir tutarım yolu, İzlanda'ya kadar. Bazen hızımı alamayıp aynı noktaya geri döndüğüm de olur. Onlardan biriydi. Bir kadına rastladım, elinde bir sepet; içi pişmaniye dolu. Bana da uzattı, çok güzeldi. Hayat kadar hem de. Kız kardeşi ile birlikte yaşıyormuş. Oturduk epey bir ağacın altında. Herkesin yaşadığı kendince önemli tabi. Bu iki kadın, anneleri ölünce babalarıyla beraber… Aman neyse işte. Evlenmemişler de. Öyle yaşlanmışlar. Bizimki pişmaniye satıyor; kardeşi pamuk helva. Bu değil zaten mesele. Kimseyle ilgili değil ve de. Çözmeye çalıştığım bir ipe öyle dolanmışım ki, düğüm açmaktan iflahım kurudu. Şu ucu burdan geçirsem olacak galiba.
Koltuğun üstüne kırıntı dökülmüş biraz; yere doğru mu atsam yoksa sağ elimle toplayıp sol avucuma mı biriktirsem? Kırmızı Koltuklı Teyze?
Tam buldum sanmıştım mutluluğun yolunu; metabolizmanın hüzünseverliğini daha önceleri kanıtlamış olduğumu unutarak.
Annem, bitlerimden arınmam için kafama boca ettiği gaz yağını şampuanla arıtamayınca, çamaşır deterjanına başvurmuştu. Sanırım beni seviyor.
Dikkat çekmeye çalıştım. Aslında anlatacağım çok matah bir şey yok. Gezdim gördüm işte; hepiniz gezip görebilirsiniz aynılarını.
Ama ne gülüyordu be arkadaş. Gamzesi vardı bir yanağında hem de.
Eski giysilerimi verdim, eski ayakkabılarımı verdim, eski bilgilerimi verdim... Yenilerine mecalim yok, kaldım dımdızlak. Biraz güç bulsam çamaşırları asacağım.
Dolabın altından yola çıkan karıncanın, odanın çıkışına varması için geçen sürede bir sigara yaktım kendime. Karıncayla alay ettim. "Boşuna be!" dedim. Şöyle bir baktı bana; iplemedi namussuz.
Tamam, bitti.

Ece'14


1 yorum: